Ana Sayfa Kendini Geliştir Eğitim Kitap Okumanın Faydaları Nelerdir?

Kitap Okumanın Faydaları Nelerdir?

Kitap Okumanın Faydaları Nelerdir?

Kitap Okumanın Faydaları Nelerdir? Kitap okumanın birçok faydasını bilmemize rağmen dönütü geç olan bir eylem olmasından dolayı özellikle çocuklarımız bu eyleme tam olarak uyum sağlayamamaktadır. Öncelikle kitap okumanın ani bir dönüt mekanizmasının olmadığını idrak etmek, yerinde bir tespit olacaktır. Kitap okumak bir defa yapılıp herhangi bir köşeye bırakılan bir eylem değildir.

Kitap okumayı, yemek yeme veya su içme eylemlerine benzetebiliriz. Nasıl ki her susadığımızda bir bardak su ile susuzluğumuzu gideriyor ancak kısa bir süre sonra tekrar su içme ihtiyacı hissediyorsak; kitap okuma eylemi de bu döngüye benzer bir şekilde işlemektedir. Kitap okuma bilgi açlığımızı gideren, hayal gücümüzü besleyen, telaffuz eksikliklerimizi tamamlayan, ikna kabiliyetimizi destekleyen vurgu ve tonlama eksikliklerimizi düzelten, empati kurmamızı sağlayan eşsiz ve sonsuz bir eylemdir.

Burada karşılığını geç alacağımız bir etkinlik olmasından dolayı alışkanlığı zor edinilen bir eylem olmasına dikkat çekmek istiyorum.

Genelde öğrencilerimizden duyduğumuz cümlelerden bir kaçı şu şekilde; Öğretmenim bu ay 1 kitap okudum yeter mi? ya da bu hafta 1 kitap okudum biraz ara versem, okumasam olur mu? O kadar kitap okudum ben de hiçbir değişiklik olmadı!

Değerli öğrenciler ve sayın okuyucular; nasıl ki kanserli bir vücuda tek bir ilaç kullanmayla çare olunamıyorsa, nasıl ki 160 kg bir insan dünyanın en teknolojik spor salonunda bile bir günde zayıflayamıyorsa, nasıl ki dünyanın vitamini en bol meyvesinden bir adet yemeyle tüm vitamin eksikliklerimiz tamamlanamıyorsa ve son olarak nasıl ki tek bir damla su, hiç bir taşı delemiyorsa unutulmamalıdır ki sadece bir kaç kitap okumayla bilgi kanseri olan beyinlerimize çare olamayız.

Düzenli kitap okuma alışkanlığının kazanılması bu sebeple yadsınamaz bir önem arz etmektedir.

Özellikle sosyal medya ve dijital platformların kitap okuma üzerinde olumsuz etkisini de göz ardı edemeyiz. Bireylerin sosyal medya araçlarına teslim olmaları, zamanlarını dijital dünya üzerinde verimsiz geçirmeleri, kitap okumaya ayrılan süreleri de etkilemektedir. Bu noktada ülkemizin kitap okuma karnesinin çok da iyi olduğunu söyleyemeyeceğim. Kitap okuma konusunda çoğu Afrika ülkesinin gerisinde olduğumuzu ve okuma alışkanlığına sahip kişi sayısının ortalama 50 bin civarında olduğunu düşünürsek karnemiz pek de iyi sayılmaz.

Birçok insana hakaret gibi gelse de beynimizi geliştirmeyi maalesef ki bilmiyoruz. Yapılan araştırmalar bilinçsiz ve aşırı TV izlemenin matematiksel olarak yapacaklarımızı yok denecek kadar az etkilese de, hayal ve sezgisel gücün egemen olduğu sağ lobu pasif bırakacağından mekân kavramı, boyut, hacim ve yerleşim yeteneğinin kaybolmasına sebep olacaktır. Melodiler anlamsızlaşacak, duygu ise maalesef katılaşmış olacaktır. O yüzdendir ki TV’lere hapsolmuş onca insan, sokaklarda gezen kedilerin açlığına duyarsız kalıp, soğuktan donmak üzere olan köpeklere tekme atmaktadırlar. Buradan hareketle teşhis konusu sabittir. Üzülerek söylüyorum kitap okuma alışkanlığımız yok denecek kadar azdır. Bize düşen tedavi kısmıdır. Peki, bu alışkanlık nasıl kazanılmalıdır. Şimdi kısaca buna değinelim.

Kitap okumayı sevmeyen öğrenci yoktur; doğru kitabı bulamayan öğrenci vardır.

 Aslında bu bizler içinde geçerli değil midir? Şimdi 700 sayfalık bir yemek kitabı birileri için aşırı ilgi çekici olsa da birçok insan için ilgi çekici olmayabilir. Bu durum o kişinin kitapları sevmediği anlamına gelmez elbette.

Peki, kitapları sevdirmek için neler yapılabilir?
  • Kitap okumayı sevdirmenin en temel şartı öğrenciyi tanımak ve onu kendisine tanıtmaktır.
  • Öğrenciyi yeterince tanıyıp ona bu yönde farkındalık oluşturduktan sonra uygun kitabın tespit edilmesi aşamasına geçilebilir. Bu tespiti de öğrenci ile birlikte ilgi alanlarına göre belirlemek en doğru yol olacaktır.
  • Kitap okumayı sevdirmenin en temel yollarından biri de bireyin hangi tarz kitaplardan hoşlanacağını belirlemektir.
  • Bireylere günlük kitap okuma zamanı belirlenmeli ve bu zaman öğrenci yaşına göre 20-30 dakikadan az olmamalıdır.
  • Çocuklara veya öğrencilerimize herhangi bir sorumluluk vererek bu sorumlulukları başarması karşısında ödül olarak kitap vermeyi deneyebilirsiniz.
  • Öğretmenlerin model olmak açısından daima ellerinde bir kitap olmalı ve öğrencileriyle birlikte kitap okuma saatleri olmalıdır.
  • Özellikle anne ve babalar kitap okumaya yeni başlayan öğrencilerin, imkânlar ölçüsünde odalarına kendi kitaplıklarını oluşturulması sağlanmalıdır.
  • Okunan kitabın konusu, kahramanları, dili vs gibi durumlar hakkında evde veya okulda tartışılmalıdır.
  • Öğrencilere ilgiyi arttırmak amacıyla kütüphane kartı oluşturulabilir.
  • Anne baba veya öğretmenlerin ‘öğüt verme örnek ol’ mantığını içselleştirmeleri de önemlidir.
  • Öğrencileri tanımak onların ilgilerini belirlemek onlara kitap tavsiyeleri sunmak için ön koşuldur.

Sonuç olarak; doğru zaman, doğru yer ve doğru kaynak üçlemesi bizi hedeflerimize götürmede kolaylık sağlayacaktır. Kitap okuma alışkanlığının bir süreç olduğunu unutmayalım. Küçük yaşta kazandırılan bu alışkanlık, bireyin hayatının her döneminde ona olumlu anlamda etki edecektir. Nasıl ki spor yapmaya yeni başlayan bir birey ilk zamanlarda zorlanıp kas ağrıları çekiyor ve sonrasında yapamadığı egzersizleri kolaylıkla yapabiliyorsa; kitap okuma da aynı spor örneği gibi zamanla faydası görülebilecek bir alışkanlıktır. Sabırlı olup sabrı öğretmek de biz eğitimcilere düşmektedir.

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here