Duygusal Ve Cinsel Aldatma Nedir?

258
duygusal cinsel aldatma

Aldatma denilince genellikle ilk olarak aklımıza ilişki dışında olan üçüncü bir şahıs ile yaşanan cinsel birliktelik gelir.

Peki, sadece cinsel bir birliktelik yaşayınca mı aldatmış oluyoruz?

Eşimiz veya partnerimiz dışındaki karşı cinsten birine hoşlanma,sevgi,arzu gibi duygular beslenilirse aldatmış olunur mu?

Peki, çiftler için duygusal aldatma mı yoksa cinsel aldatma mı daha yaralayıcı?

Araştırmalara göre, aldatmaların 2/3 ’ü hem duygusal hem de cinsel aldatmadan oluşmaktadır.

Bireyin devam eden bir ilişkisi varken; bir başkasıyla duygusal bir yakınlık yaşaması, bir başkasına âşık olması, bir başkasıyla özel bir paylaşımda bulunması duygusal aldatma; yine romantik bir ilişki yaşarken, bir başkasıyla cinsel ilişkiye girmesi ise cinsel aldatma olarak tanımlanmaktadır. Daha önce yapılan araştırmalar, erkeklerde cinsellik odaklı aldatmanın, kadınlarda ise duygusal ve cinsellik odaklı aldatmanın daha fazla olduğunu göstermektedir.

Birçok bilimsel çalışma, bireylerin evlilik dışı ilişkiler için yaptıkları neden yüklemelerinde, cinsiyetin etkisini incelemiştir. Bu çalışmalara göre; erkekler ilişkilerini daha çok cinsel, kadınlar ise duygusal olarak betimlemektedir. Aynı zamanda, erkekler cinsel birliktelikte daha fazla bulunmuş ve daha fazla erkek evlilik dışı cinsel birliktelik yaşadığını belirtmiştir. Kadınlarda ise duygusal birliktelik daha yüksek bulunmuştur. Evlilik dışı ilişki yaşamış katılımcılar arasında erkekler kadınlara göre daha az bağlanma yaşadıklarını ya da hiç duygusal bağlanma yaşamadıklarını belirtmişlerdir.

Toplumumuzda kadınlar evlilik dışı ilişkilere sunulabilecek cinsel birlikteliği değil, aşkı daha kabul edilebilir gördüklerini belirtirler. Genellikle erkekler aşkı ve cinsel birlikteliği birbirinden ayırırlar, fakat kadınların çoğu zaman aşkın ve cinselliğin birlikte yürüdüğüne inandıkları gözlemlenir. Eşinin cinsel bir ilişki içinde olduğunu anlayan bir kadın, otomatik olarak eşinin artık kendisine değil de başka birine âşık olduğu düşüncesine kapılmaktadır. Çünkü aşk, evlilik dışı bir ilişki yaşamak için kendilerinin kullanacağı bir gerekçedir. Erkekler ise, eşinin başka biriyle duygusal yakınlık içinde olduğunu anladığında, bu ilişkinin cinsel bir yanı olmadığına inanmakta zorlanmaktadır. Bu, kadınlardaki aşk atfı gibi, erkeklerdeki cinsellik atfı da kendi eğilimlerinden kaynaklanmaktadır.

2004 yılında yapılmış “yakın ilişkilerde kıskançlık” adlı araştırmada kadınların duygusal, erkeklerin ise cinsel aldatılma karşısında daha çok kıskançlık duyduğu sonucuna varılmıştır. Erkekler, kadınların cinselliğe duygusal yakınlık yüklediklerini fark ettiklerinde, cinsel aldatılma durumunda daha çok kıskançlık duyabilmekte, kadınlar da erkeklerin cinselliği genelde heyecan ve fiziksel rahatlamayla ilişkilendirmelerinden dolayı için cinsel aldatılmadan çok duygusal aldatılma durumunda kıskançlık duymaktadırlar.

Erkeklerin, eşlerinin evlilik dışı ilişkisinin varlığından haberdar olmaları ya da kendilerini cinsel olarak aldattıklarından şüphelenmeleri bile, maalesef bazen aile içi şiddet ve cinsel zorlamaya neden olmaktadır.

Heteroseksüel üniversite öğrencileri arasında yapılan çeşitli çalışmalarla da, erkeklerin cinsel aldatmaya, kadınların ise duygusal aldatmaya daha sert tepki verecekleri hipotezi kanıtlanmıştır.

Günümüzde cinsel aldatma, birçok toplum için toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Bu sorun önceki tarih dönemlerinin hiç birinde modern dünyadaki kadar yaygın olmamıştır.

Günümüzde cinsel aldatma, birçok toplum için toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Bu sorun önceki tarih dönemlerinin hiç birinde modern dünyadaki kadar yaygın olmamıştır.

Özetle, kadınların duygusal yoksunluktan dolayı sadakatsizlik yaşadığını, erkeklerin cinsel istek sebebiyle aldattıklarını söyleyebiliriz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here