Evlilikten Sonra Öfkeli Hale Dönüşen Eşlerin Sebepleri Nelerdir?

196

Evlilik ve birlikteliklerde yaşanan sorunlar için şimdiye kadar sayısız cümleler kurmuş, okumuş ya da yazmışızdır. Üstelik bunu yapmak için evlilikte 40 yılı devirmiş olmamıza ya da uzun süren birlikteliklerimizin olmasına gerek yok. Öyle ki genç-yaşlı, okuyan-okumayan, erkek-kadın hemen herkes ilişkilerle ilgili konuşmuş, yorum yapmış ve öğüt vermiştir. Evlilikte sorunlar olabilir, bu doğaldır. Kabul ettik. Fakat eş dostun söylediği, bir efsane anlatılır gibi anlatılan mutlu ve sorunsuz evliliklerin sayısı da çokmuş. Neden -muş dediğime gelirsek, içinde tartışmanın, anlaşmazlıkların olmadığı bir evliliğin resmi maalesef zihnimde oluşmuyor. Çünkü bence evlilikleri ve birliktelikleri ayakta tutan asıl dinamik tartışmadır, anlaşmazlıktır. Tartışan, tartışırken sesleri başka insanları rahatsız eden çiftleri görmüş, duymuşuzdur. Ama bunca tartışmaya, hakarete rağmen, dillerine pelesenk ettikleri “boşanacağım”ı eyleme dökmeyen çiftlerdir bunlar. Peki nasıl oluyor da birbirlerine olan saygılarını yitirecek konuşmalar yaptıkları halde bu çiftler hala beraber yaşayabiliyorlar? Onları ayakta tutan faktörler neler? Çocuk (lar), ekonomik mecburiyetler, aile baskısı, çevre baskısı (Ülkemiz şartlarında kadın için boşandıktan sonra yalnız yaşamaya dair tedirginlikler) ve daha nice evlilikleri ayakta tutmaktadır. Bir zaman sonra evliliğe devam etmek zorunda kaldığı için her şeye göğüs geren kahraman kadın/anneler ve bu şekilde evli kalmanın makus talihiyle ilgili olduğunu düşünen erkek/babalar türemeye başlar. Hele ki çiftlerden birinin ya da her ikisinin kendilik algısıyla ilgili belirsizlikleri söz konusuysa işi daha da farklı bir boyuta ulaşır.

Ben evlilik ve birliktelikleri ayakta tutanın tartışmalar ve anlaşmazlıklar olduğu kanısındayım. Burada bahsettiğim tartışma muhtemelen sizlerin aklına gelen tartışmayla aynı değildir. Ben çiftlerin birbirlerine olan saygılarını yitirmeden, hassasiyetlerini göz ardı etmeden yapılan tartışmalardan bahsediyorum. Elbette ki insanlar tartışır ve anlaşamazlar. Doğumundan yetişkinliğine kadar geçen sürede insan hep ebeveynlerinin ya da onların yerine geçen insanların olduğu bir çevrede yaşamıştır. Bir zaman sonra hayatına giren karşı cinsle ilgili duygusal etkileşimler sonucu evlilik kararı almaya başlayınca, her şeyin tozpembe göründüğünü, aslında evliliğin de bu süreçten çok farklı olmadığını düşünecektir. Ama unuttuğu bir şey var ki, dışarıda beraber oturup konuşan, film zevkleri aynı olduğu için sinemaya giden, aynı yemekleri seven veya ortak görüşü savunduklarını düşünen çiftler için aynı evde yaşamak, hayatın bu şekilde sürüp gideceği anlamına gelmez. Evlilikten önce ve evliliğin ilk zamanları çoğunlukla çiftler görünmez bir maskeyle yaklaşıyorlar karşı cinse. Bu görünmez maskeyi takmamızın sebebi olduğumuzdan daha mükemmel, göründüğümüzden daha fedakar, düşünülenden daha hassas algılanmak isteyişimizdir. Erkek karşısındaki kadına parasal anlamda daha güçlü gözükmek, duygusal anlamda daha duyarlı gözükmek için kendisiyle ve karakteriyle çelişen davranışlar sergiler. Kadın ise, erkeğin hamaratlık konusunda hassasiyetini biliyorsa daha hamarat, erkek anaç kadınlardan hoşlandığını söylüyorsa daha anaç, güzelliğe önem veriyorsa olduğundan daha güzel gözükmek için kendisinden ve karakterinden uzaklaşır.

Karşı cinsin yalandan hoşlanmadığını duyan erkek/kadın, o zamana kadar söylediği yalanları unutarak “Ben de yalan söylenmesinden nefret ederim,” diyebiliyor. Bunun sebebi karşı tarafa daha mükemmel görünmek isteyişimizdir. Fakat bu süreç nişanlandıktan ya da evlendikten sonra miadını dolduruyor ve maskeler düşüyor. Çünkü her iki taraf da nişanlılığı ya da evliliği kişilerin birbirine mecbur kalışı olarak anlıyor, “Nasıl olsa evlendik, nasıl olsa benim karım/kocam” deyip gerçek bir şekilde yaşamaya başlıyor. Sonrasında erkekten de kadından da “Evlendikten sonra farklı biri olup çıktı,” yakınmalarını işitmeye başlıyoruz. Aslında eşimizi evlendikten sonra tanımaya başlıyoruz. Öfke dolu tartışmalar, sayısız kırıcı hakaretler, incitici davranışlar boy göstermeye başlıyor. Böylece çevremizde “Evli ve Öfkeli” çiftleri daha fazla görmeye alışık oluyoruz. Mutlu kalın 🙂

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here