Sosyal Mesafe Yalnızlık Demek Değildir!!!

sosyal mesafe
  1. Yüzyıl’dan, yani Modern çağlardan önce, insanlar arasında fiziksel olarak yalnız kalmak, ancak herhangi bir duygusal eksiklik olmadan “inzivaya çekilmek” yaygın bir davranıştı. Bunu en iyi Mevlana’dan biliyoruz. Kendilerini Allah’ı düşünmek üzere 40 gün boş bir odaya kapatmak, bir ibadet aracı olarak Mevlevi olmanın olmazsa olmaz bir şartıydı. “Yalnızlık” geleneksel benliği, bedeni ve dünyayı görme biçimleri değiştiğinde ve modern çağlarda karşılıklı bir yükümlülük alanı olarak “topluluk” fikrinin yerini felsefi ve ekonomik bireyciliğin idealleri aldığında daha yaygın hale gelmiştir. Hele bugün ortaya çıkan Covid-19 salgını ile de adına ‘sosyal mesafe’ dediğimiz, uzun süre etkisini kaybetmeyecek toplum düzeniyle karşı karşıya kaldık.
  2. Yüzyıl aydınlanma çağı sosyologlarından Emile Durkheim, Tanrı’nın sorgulanmasıyla meydana gelen bir düşüşün yanı sıra, sanayileşme ve kentleşmenin getirdiği yapısal değişiklikler sonucunda yalnızlığın sonuçlarını araştırmıştır ve toplu intiharlar konusunda uyarıda bulunmuştur. Bu değişikliklerin bazıları, neo-liberalizm altında daha da belirgin hale gelmiştir. Bunlar, en özünde, en temel ilişkilerin bile ticarete dökülmesiyle alakalıdır. Bir örnek verecek olursak; neo-liberalizm’den önce ailece piknik için gittiğimiz mesire alanlarına ve plajlara giriş için para vermiyorken, bugün genelde belediyeye ait yada tamamen özelleştirilmiş işletmelere para ödemek zorunda bırakıldık. Bunun artılarını eksilerini konuşmak tabii ki mümkün ama bugün tabiri yerindeyse dışarı adım atmak bir maliyet haline gelmiştir. Bu da tabii ki sosyalleşmeyi masraflı hale getirmiştir ve dolayısıyla da yalnızlığı. Sosyal mesafe, sadece bir adım daha ileri giden yalnızlık korkusunu getirmiştir ama korkmayın!

 

Covid-19 salgınının getirdiği sosyal yaşam kısıtları, kısa sürede ortadan kalkmasa bile çoğu insanı öldürmeyecektir, ancak sosyal bakım eksikliği, yapısal eşitsizlikler, kötü sağlık ve sakatlıktan zaten zarar görmüş olanlar üzerinde yıkıcı etkileri olabilecektir. Dolayısıyla, sosyal mesafe, geçici yalnızlıktır ve kronik yalnızlıktan farklıdır. Kronik yalnızlık, “yapısal” yalnızlık (yoksulluk, sakatlık veya sakatlığın getirdiği) olarak adlandırabileceğimiz şey sosyal terk etmeye benzemektedir. Öyleyse geçici sosyal izolasyon sırasında, kronik yalnızlığı olanlara yardımcı olmak için en azından onların yanında olduğumuzu gösterebiliriz. Yaşlı, engelli  ve hatta psikolojik olarak zayıf hisseden yakınlarımızla ve arkadaşlarımızla sanal paylaşımlarda bulunabiliriz.

İşte asosyal hissetmemek ve hissedenlere yardımcı olmak için atabileceğiniz adımlar:
  • Uzaktan video ile bağlanın. Yaşlı insanların uzaktan yakınlaşmaya istekli olmadığı bir efsanedir. Çevrimiçi ilişkiler, çevrimdışı ilişkilerle birleştirildiğinde daha sağlıklıdır, ancak uzaktan iletişim hiç olmamasından daha iyidir. Bu mümkün değilse, sessizliği kırmak için telefonu kullanın. Hiç aramadığınız, eski dostunuzu arayın.
  • Köprü olun. Sosyal medyanın iyilik için bir güç haline geldiği zamanlar olmuştur. Topluluk sağlamak ve en savunmasız kişilere göz kulak olmak için komşularınız veya arkadaşlarınızla bir WhatsApp veya Facebook grubu oluşturun. Yaşlı ve hasta yakınlarınızı dahil ettiğinizden emin olun. Covid-19, sağlık ve sosyal bakımda onlarca yıllık üstünkörülüğün imtihanıdır.
  • Duyularınızı hatırlayın. Yalnızlığı zihinsel bir rahatsızlık olarak görmeye o kadar alışkınız ki, ne kadar duyusal bir kavram olduğunu unutuyoruz. Mevcut iklimde dokunmak pek mümkün olmayabilir, ancak dans, meditasyon, ibadet ,grup egzersizi… Bir çok aktivite çevrimiçi olarak bulunabilmekte yada mevcut sosyal çevrenizle bağlantı kurmanızı sağlayabilmek için video konferans platformlarını kullanın (örn. Jitsi Meet). Bunlar, dünyadan soyutlanmama duygusunu teşvik eder.
  • Bazen insanlar üzgün ya da acı içinde ya da arkadaşlık kurmak istedikleri zaman yalnızlıktan yakınırlar. Fakat “Yalnızlık” bize insan olarak neye ihtiyacımız olduğunu öğreten olgudur. Farklı çerçevelenebilir mi? Bazen yalnızlık yaratıcılık demektir. Virginia Woolf’un söylediği gibi, yalnızlık bizi dünyayı ve kendimizi farklı görebileceğimiz “geminin dibine” götürebilir. Yazın, çizin, okuyun, puzzle yapın.
  • Sosyal mesafenin yalnızlık yarattığını düşünmeyin. Çalışmaktan belki çocuğunuza, yada eşinize zaman ayıramıyordunuz. Bugün bu zamanı kullanın. Yalnız yaşıyorsanız, zayıf yönleriniz üzerine yoğunlaşın. İnternet’ten, yalnız yaşayan yeni insanlarla tanışıp dil öğrenin. Çok yalnız hissediyorsanız bir hayvan sahiplenin örneğin, köpek, kedi, kuş, balık…yada sokakta bir hayvanı besleyin.

  • Yüzyılından başından beri sürekli dünyayı tüketip, kirlettiğimizi, temiz havayı soluyarak fark edin ve tüketim alışkanlarınız üzerine pratik yapın. Tüketmeden nasıl mutlu olabileceğinizi öğrenmek için bir fırsat aslında, sosyal mesafe.
  • Sosyal mesafeye rağmen, bir topluluğa dahil olma duygusu yakın temas gerektirmez. Kısa vadede, ayrı ayrı birlikte olmak farklılık ve farkındalık yaratacaktır. İyi kalın ve bağlantıda kalın.

5000+ ABONE ARASINA KATILIN

Bültenimize Abone Olun, Birbirinden Güzel Yazıları Kaçırmayın!

Abone Olduğunuz için Teşekkür Ederiz.

Bir hata meydana geldi.

1 YORUM

  1. Damla hanım emeğinize, bilginize sağlık çok aydınlatıcı umut verici bir yazı olmuş..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here