Psiko-Sosyal Gelişimde Ailenin Rolü

“İstediğiniz gibi bir çocuk yetiştirmeniz, söylediklerinizden çok, kurduğunuz ilişki biçimine bağlıdır.”

Çocuğun yaşamındaki en etkili sosyalleşme kurumu, ailesidir.

Anne babanının ve aile içindeki diğer bireylerin çocukla etkileşimi, çocuğun aile içindeki yerini belirler. Aile, çocuğun ilk sosyal deneyimlerini edindiği yerdir. Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır, bu ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır. Çocuğun sosyalleşmesi yolunda kendisine tanınan deneyim fırsatlarının değeri büyüktür. Kişiliğin oluşumu için gerekli olan özdeşleşme, aile içindeki yakın üyelerle gerçekleştirilebilir.

Aile bir kurum olarak, çocuğun alacağı kavramları seçerek vermekte, onları yorumlamakta ve sonucu değerlendirmektedir. Yargıların oluştuğu, tercihlerin yapıldığı ya da en azından etkilenildiği yer ailedir. Kişiliğin gelişmesi, bir dizi tercihin geliştirilmesiyle olanaklıdır. Bu tercihler bireyin değerlerini temsil eder ve geniş ölçüde ailenin koşullandırılmasının bir sonucudur. Bütün bunlardan denilebilir ki, çocuğun ailesinin yapısı, genişliği, sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi, onun ilk sosyal deneyimlerini, dolayısıyla duygusal ve toplumsal gelişmesini etkileyecektir.

“Çocuklarınıza vereceğiniz en değerli hediye, onlara göstereceğiniz ilgi ve ayıracağınız zamandır.”

Sosyal uyum üzerindeki çalışmalar, ailenin çocuk üzerindeki ilk etkilerinin son derece önemli olduğunu kanıtlamıştır. Evlerinde yakın bir ilgiyle demokrasinin birleştiğini gören çocuklar, en etkin, özgür ve arkadaşlarıyla ilişkilerinde en başarılı çocuklar olmaktadırlar. Baldwin ve Watson’un araştırmaları, bu gerçeği doğrular niteliktedir. Araştırmalara göre, hoşgörülü ve demokratik evlerde büyüyen çocuklar, arkadaşlarıyla ilişkilerinde daha etkin, daha girişken, yaratıcı fikirler öne sürebilen, fikirlerini serbestçe söyleme eğiliminde görülen çocuklar olmaktadırlar. Bu tür çocuklarda kendini denetleme becerisine daha erken rastlanmaktadır. Buna karşılık, daha sert bir denetim altında tutulan ya da eğitim yöntemleri değişken olan ailelerde büyüyen çocuklar ise, karşı çıkma ve saldırganlık gibi yollarla kendilerini kabul ettirmek istemekte ve kendi iç dünyalarını açmakta zorluk yaşamaktadırlar.

“Çocuğunuzla çatışırsanız, çatışmaların iki tarafı olduğunu unutmayınız. Konuştuğunuz kadar dinleyiniz. Kendisini ifade etmesini teşvik ediniz ve buna imkan veriniz. Çünkü hayat içinde önemli olan o günkü haklılığınız değil, çocuğunuzun uygarca tartışmayı öğrenmesidir.”

psiko-sosyal-gelisimde-ailenin-rolu-1 Psiko-Sosyal Gelişimde Ailenin Rolü

Dengeli, duygusal ve toplumsal etkileşimin güçlü olduğu aile ortamında, yeterli güven, sevgi ve sevecenlik içinde büyüyen çocuklar, gelişimleri için gerekli deneyimleri elde edebilirler. Bu tür aile ortamlarında aile üyelerinin kendilerine düşen sorumlulukların bilincinde olması ve çocuğa bağımsızlık yolunda yeterli olanakları hazırlaması, çocuğun sağlam bir kişilik yapısına sahip olmasını sağlar.

Çocuklarımızla Olumlu İletişim Kurabilmek İçin Öneriler

İletişim kurarken onu yetişkin yerine koyun ve yalan söylemeyin. Çocukla iletişimi anlatan şu örnek oldukça ilginçtir: Bir caminin yapımı sırasında oradan geçmekte olan bir çocuk minarenin eğri olduğunu söyler. Bunun üzerine mimarbaşı adamlarına şerefeye ip bağlayıp çekerek minareyi düzeltmelerini emreder. Çocuk “Düzeldi” diyene kadar da çekmelerini ister. Çocuk gittikten sonra olayı izleyen birisi, mimarbaşına neden böyle davrandığını, çekmekle minarenin düzelmeyeceğini söyler. Mimarbaşı şu yanıtı verir: “Düzelmeyeceğini ben de biliyorum ama böyle davranmasaydım çocuk büyüdüğünde bu minarenin eğri olduğunu her yerde söyleyecekti.” Mimarbaşının bu davranışı bir ilgi belirtisidir. Çünkü azarlayıp uzaklaştırmadan onu inandırmaya çalışmıştır. Ancak, bir aldatma durumu vardır. Çocuğu bu şekilde aldatmak yerine, yetişkin yerine koyup eğri olmadığına inandırmak daha doğru olurdu.

“Ben” dili kullanarak iletişim kurun. Ben dili çocuğu suçlamayan, çocuğun yaptığı olumsuz davranış karşısında yetişkinin duygularını anlatan bir tepkidir. Örneğin oyuncaklarını toplamayan çocuğa “dağınık, bıktım senden” demek yerine “ eşyalarını toplamaman beni çok rahatsız ediyor” demek gerekir.

Çift anlamlı mesaj vermeyin. Sözel ve bedensel tepkinizin uyumlu olmasına dikkat edin. Ne söylüyorsanız beden diliniz de onu desteklesin. Örneğin, öfkelendiğiniz bir sırada ciddi olun ve gülmeyin.

İmalı iletişim kurmayın. Çocuğa hiç bir şekilde küsmeyin ve mesajlarınızı başkası ile iletmeyin. Çocuğun hatalı davranışı ne ise, sakin ve aç olmadığınız bir zamanda onunla konuşun. Açlık insanı sinirli yapacağından tok iken konuşmak önemli bir ayrıntıdır.

Sorularını yanıtlayın. Bazen çocuklar öyle sorular sorarlar ki, yanıtını siz de bilmeyebilirsiniz, sorulardan bunalabilirsiniz. Onu susturmayın. Mümkün olduğunca yanıt vermeye çalışın. Bilmediğiniz konularda doğru olmayan şeyler söylemeyin. Bilmediğinizi ama öğrenip anlatacağınızı söyleyin. Bilmiyor olmanız sizi çocuğun gözünde küçültmez. Başka bir yetişkin sizin çocuğunuza soru sorduğunda sabredin ve çocuğunuzun yanıtlamasını bekleyin. Bazı aileler sabredememekte ve çocuğun yerine kendi yanıtlamaktadır, bu yanlıştır.

Empati kurarak dinleyin. Çocuğunuzu dinlediğiniz sırada başka şeylerle ilgilenmeyin, dikkatinizi tamamen ona yöneltin. Aksi durumda çocuk size karşı kapanır. “Nasıl olsa beni dinlemiyor” diye düşünerek sizinle konuşmaz.

Çocuğunuza güvenin ve ondan en iyisini bekleyin, beklentinize uygun davranır.

İyi yaptığı işleri görün ve gördüğünüzü ona bildirin.

Yanlış davranışlarını onu kırmadan, doğru davranışın ne olduğu ile birlikte bildirin. Yanlış davranışın sonucunun sorumluluğunu almasına fırsat verin.

Çocuğunuzu onaylamadığınız durumlarda, kendini değil davranışını onaylamadığınızı ifade edin.

Mümkün olduğunca çocuğunuzla vakit geçirin. Buna önem verin. Çocuklar için “sevgi=vakit geçirmek” demektir.

“Aile…

Bizim en değerli, özel parçamız.

Farkındalık dolu bir hayat dileğiyle.”

Sevgiyle,

KAYNAKLAR

  • Ataklı,A., Ekinci,S., Çocuğunuz için “Keşke” Demeden, Arkadaş Yayınevi, Ankara, 2009.
  • Baltaş, A., Ana-Baba El Kitabı, Remzi Kitabevi, 2013.
  • Yavuzer, H., Çocuk Psikolojisi, İstanbul, Remzi Kitabevi, 2012.

Bir önceki yazımız olan Güven Sarsıcı Davranışlar Nelerdir? başlıklı makalemizde Güven Sarsıcı Davranışlar Nelerdir? hakkında bilgiler verilmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here