Nörobiyolojik Açıdan Aşk

Nörobiyolojik Açıdan Aşk

İnsanlar için aşk;  en kuvvetli, en coşkulu duygulardandır. Aynı zamanda en eski… Fakat buna karşın nörobilimciler son zamanlarda aşkın nörobiyolojik altyapısını son zamanlarda araştırmaya başladılar.

Aşk sıklıkla görsel bir uyaranla tetiklenir. Bu nedenle aşkla ilgili deneylerde genellikle görsel uyaranlar kullanılır. Aşık olduğumuz kişinin fotoğrafına bakarken, beyinde belli bölgeler özellikle uyarılır ve harekete geçer.

Aşık Olunca Beynimizde Neler Oluyor?

Ödül merkezi uyarılır.

Dopamin, hipotalamus tarafından salgılanır ve salgılandığında insana iyi olma hissi verir. Aşık olunan kişinin resmine bakarken uyarılan ödül bölgeleri, bağımlılık yapan bir madde kullanıldığı zaman da uyarılır. Aşkta, bir tür mutluluk yaratır hatta bu duygu  “tarif edilemez”dir. Dopamin, sadece bir bağlanma duygusu ile değil, cinsellikle de yakından ilişkilidir.  Düşündüğümüzde cinsellik de kendini iyi hissetme ile ve  ödülle sonuçlanan bir eylemdir.

Obsesyon tablosu gelişir.

Nörobiyolojik Açıdan AşkYapılan çalışmalar, aşkın en yüksek olduğu dönemlerinde, dopamin yükselirken bir başka nörotransmiterin, serotoninin azaldığını gösteriyor. Serotonin romantik aşkta, psikiyatrideki obsesif-kompülsif hastalarda düştüğü düzeye kadar düşüyor. Aşk da, ilk dönemlerinde bir çeşit obsesyon  tablosu gelişiyor. İnsan o kişiden başka bir şey düşünemez hale geliyor ve bu düşünme durumu takıntı haline geliyor.

Bağlanma hormonları aktif hale gelir.

Hipotalamus’tan salgılanan hormonlardan, oksitosin ve vazopressin hormonları bu dönemde fazla miktarda salgılanıyor. Oksitosin bir bağlanma ve sarılma hormonudur. Sevdiğine durmadan sarılma isteği veren, sarılmaya doyamama duygusu veren hormondur. Vazopressin de sosyal davranışı etkileyen, erkeklerde öbür erkeklere karşı saldırgan davranışı düzenleyen bir hormondur. Aşkın alevli dönemlerinde saldırgan davranışlar da sıkça görülür.

Muhakeme yeteneği bozulur.

Diğer insanları eleştirel olarak değerlendirebilmemizi, onları objektif bir bakış açısıyla görebilmemizi frontal korteksimiz sağlar. Romantik aşkta bu beyin bölgesi faaliyetlerini durdururlar ve biz sevdiklerimizin eleştirilecek yanlarını göremez oluruz. O nedenle tutkuyla âşık olunan kişiye eleştirel değerlendirme yapmak olanağı kalmaz. Örneğin bir kişinin, negatif özellikleri apaçık ortada olan, üstelik de örneğin çirkin birine âşık olduğunu görüp şaşarız ve “Böyle birini nasıl sevebilir?’’,  ‘‘Aklını mı kaybetti?” deriz. Evet, kaybetmiştir; eleştirel aklını kaybetmiştir, eleştirel aklı o kişiye karşı çalışmıyordur. Aşkın gözü kördür atasözü de bu durumu açıklar niteliktedir.

Özetle tüm bu aşk süreci beyinde başlar ve beyinde biter. Aşkta, kalp beynin görevlisidir! Aşkın sesi kalpten gelir ama karar beyinin işidir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here