MODERNİTE VE EĞİTİM

243

“Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir.”

Herakleitos ne kadar da doğru söylemiş değil mi? Kabul etmeliyiz ki günümüzde her an bir şeyler değişiyor ve değişmeye de devam edecek. Bizler toplum olarak, tüm bu değişime bir şekilde ayak uydurmak durumundayız. Çünkü değişim, meydan okur insana. Üretmeyi, yaratmayı, aklını kullanmayı gerektirir. Değişim, hayatın değişmeyen parçasıdır. Eğer değişimi kabul ederek işe başlarsak, ona uyum sağlamamız daha kolay olur. Tabii ki bu konuda bize yardımcı olacak en gerekli ve geçerli yol; eğitimdir.
Eğitim, genel olarak davranış değiştirme süreci olarak tanımlanır ve evrensel bir olguyu anlatır. Bu evrensellik içerisinde, her medeniyetin eğitim anlayışı kendine özgüdür. Bu özgünlüğü ortaya çıkaran da aslında o toplumun insan profilidir. Şüphesiz ki; eğitimin kalitesi de toplumun eğitim sisteminin, geleceğe nasıl bir insan yetiştirmek istediği ile ilişkilidir.
Eğitim, önceden beri modern dünyayı anlamak için olumlu bir gelişme sayılmaktadır. Buradaki modernlik; gelenekselin karşıtı olan, içinde yaşadığı döneme ayak uyduran veya uydurmaya çalışan bir olguyu ifade eder. Kısaca, “eski” ile karşıtlık içeren “yeni” olanı anlatır. Başlangıcından günümüze modernleşme, tek seferlik bir olay değil, sonu olmayan bir süreç olarak karşımıza çıkmaktadır ve eğitimin de modernleşme süreciyle birlikte düşünülmesi gerekir.

Modernleşen dünyada eğitim;  sürekli öğrenmeyi, bilmeyi, bilgili olmayı, bilgiyi üretmeyi ve bilgi ile yaşamayı sağlayan bir süreçtir. Eğitimin geniş anlamdaki bu rolü sayesinde, sosyal birikimleri yüksek olan toplumların, modernleşme sürecinde, motive edilmeleri ve mücadeleye hazır hale getirilmeleri kolaylaşacaktır. Bu nedenle eğitim faaliyetleri, toplumdaki tüm örgütlerin önünde yer alarak, modernleşen dünyada topluma yön ve şekil vermek zorundadır.
Biliyoruz ki örgün eğitime katılım oranı ya da bir başka deyişle okullaşma, bir toplumun modernlik düzeyini gösteren önemli ölçütlerden biri sayılmaktadır. Bu sebeple modernleşme sürecini yaşayan bir toplum olan Türkiye; kalkınma planlarında, örgün eğitim düzeyinin yükseltilmesi ve kırsal kesimin okuryazarlık oranının arttırılması gibi konulara özellikle yer vermektedir.
Esasında modernitenin bizlere eğitimdeki en önemli katkısı; düşünebilmeyi dizgeleştirme ve onu toplumsallaştırma imkânı vermesidir. Bu bağlamda çağdaş modern eğitimin, insanlarda eleştirel ve yaratıcı düşünceyi geliştirecek şekilde planlanmış olması gerekir. Eğitim ancak ve ancak, öğrencilerin yaratıcı güçlerini yetenekleri ile birleştirip üretime dâhil edebildiği zaman amacına ulaşmış sayılır. Zaten modern eğitimin günümüzdeki sorununun temelinde, okullarda verilen bilginin üretime dönüştürülememesi yatmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here