Kristof Kolomb ve Keşifleri

3804
KRİSTOF KOLOMB VE KEŞİFLERİ

Kristof Kolomb 1451 yılında İtalya’nın Cenova şehrinde dünyaya gelmiştir. Babası dokuma tüccarıydı ve ona yardım ederken birçok yeri dolaşmıştı. Her Ceneviz’li gibi o da denize küçük yaştan beri meraklıydı. Cenova, Marco Polo’nun meşhur gezilerinin yazıldığı yer, gemicilik ve ticaret merkezi olarak kaşiflere ilham kaynağı olabilecek bir şehirdir. Kolomb da Cenova’da denizcilik işleri ile uğraşmaktadır. Bu konudaki merakı onu, babasının işini yürütmekten alıkoymuştu.

Kristof Kolomb Amerika’ya gitmeden önce büyük araştırmalar yaptı. Mesela Marko Polo’nun Çin gezisi anılarını okudu. Leif Erikson’un yüzyıllar önce yaptığı gizemli deniz yolculuğunun öyküsünü dinledi.

” LEİF ERİKSON, Kuzey Amerikakıyılarına ulaşan ilk denizcidir ve tarihçilerin çoğu konuyu böyle kabul eder. Viking komutanının oğludur. Vikingler gemicilik konusunda oldukça gelişmiş bir milletti. Leif Erikson da, denizcilikle ilgili hayalleri olan bir gençti.Bu genç, beraberindeki 35 Vikingli ile birlikte denize açıldı. Bilmeden bir ülke keşfetmişlerdi. Erikson, notlarında, Amerika’da gördüğü yerlerden hayranlıkla bahsetmiştir. Leif Erikson’dan sonra da Amerika’ya gidildi. Bu defaki konuklar Viking korsanlarıydı. Vikingler kısa bir süreliğine de olsa Kanada’da yaşadılar. Ama yeterli sayıda olmamaları ve yerlilerin baskıları yüzünden geri dönmek zorunda kaldılar.”

1476 yılında Hollanda bandıralı bir Cenova ticaret konvoyunda yolculuk yaparken, Cebel-i Tarık yakınlarında Fransız donanmasının saldırısına uğraması ve bulunduğu geminin Lagos yöresinde batması onun için bir şans olmuştur. Portekiz kıyılarında karaya çıkmayı başarmıştır. Yöre insanının yardımıyla Lizbon’daki kardeşi Bartholomew’in yanına gitmeyi başaran Kolomb, artık Atlas Okyanusu kıyılarındaki Lizbon’a yerleşmişti. Kardeşi ile birlikte yeni gelişen denizci yolculuk çizelgeleri yapım ve satış işini yaptılar. Bu iş bir nevi denizci gazetesi gibi, her yolculuk sonunda değişen bilgilerin yenilenmesi anlamına gelmektedir. Kolomb’un Portekiz’de bulunması, keşifler ile ilgili haberlere kolayca ulaşmasını sağlamış ve Portekizlilerin Afrika kıyılarındaki keşiflerini yakından takip edebilmiştir.

O yıllarda Dünya’nın dümdüz olduğuna inanan birçok insan vardı. Kolomb ise Dünya’nın küre biçiminde olduğu düşüncesindeydi harita ve çizimlerinde, Dünya gerçekte olduğundan çok daha küçük, Asya ise çok daha büyük gösteriliyordu. Asya’nın doğuya doğru çok fazla uzadığını, bu yüzden de İspanya’dan yola çıkıp batıya doğru yol alarak oldukça kısa bir zamanda Hindistan’a varabileceğini düşünüyordu. Hindistan’ın bulunduğunu sandığı yer, Amerika’nın bulunduğu yere denk geliyordu. Ona göre Dünya, olduğundan daha küçüktü. Avrupa ile Japonya arasını, olduğunun beşte biri mesafede hesapladı fakat Amerika kıtasından ve ötesindeki Pasifik Okyanusu’ndan haberi yoktu.

O zamanın bilim adamları Dünya’nın yuvarlak olduğuna inanmakla beraber, ne kadar büyük olduğu hakkında net bir bilgiye sahip değillerdi. Kolomb, kendinden önceki tüm coğrafi bilgileri araştırdı. O zamanki gemilerin küçüklüğü ve yeterli donanıma sahip olmayışı yüzünden böylesine uzun ve tehlikeli bir yolculuğa çıkmayı kimse göze alamıyordu. Dahası hiçbirinin kraliçeyle bir ahbaplığı yoktu. Bu da tabii keşiflerin önünde ciddi bir engeldi.

Her kâşifin olduğu gibi, Kolomb’un da parasal sıkıntıları vardı. Uzun yolculuğa çıkmak için büyük bir destekçi bulmalıydı. Kolomb’un bu iş için düşündüğü iki kişi vardı. Bunlar, gemiciliğe ve keşiflere önem veren Portekiz ve İspanya krallarıydı. İlk önce Portekiz kralı II. Joao’nun kapısını çaldı ama II. Joao, Kolomb’un bu projesine destek olmadı. Bu sefer şansını İspanya krallığında denedi. İspanya’da tahta çıkan Fernando ve Isabella, Kolomb’a destek olmayı çok istiyorlardı. Ama o yıllarda İspanya’da büyük bir karışıklık yaşanıyordu. Bu yüzden Kolomb’a yardımcı olamadılar.Aradan 7 yıl geçmişti. Kolomb, bu işten tam vazgeçmek üzereydi ki, İspanya kraliçesi Isabella’dan beklenmeyen bir müjde geldi. İsabella, Kolomb’a yardım edeceğini söylüyordu. Saraya çağırdığı Kolomb’a amiral unvanı verdi.

Nihayet beklenen gün gelmişti. İspanya’nın Palos Limanı’nda Kolomb’u üç tane gemi bekliyordu. 120 kişilik mürettebatı olan bu gemiler limandan hareket ettiğinde takvim 3 Ağustos 1492′yi gösteriyordu. Gemiler batıya doğru yol alıyordu tam bir ay sonra Kolomb ve arkadaşları Kanarya Adaları’na geldiler Doğu Hindistan’a geldiklerini sanıyorlardı. Bir gemisi karaya oturmuştu o bölgede 39 denizcisini bırakmak zorunda kaldı geri dönmeye karar vererek rotasını da kuzeydoğu yönüne çevirdi. Kolomb ve arkadaşları İspanya’nın Palos başlangıç limanına geri döndüler yolculuk tam 224 gün sürmüştü.

Kolomb, amacına ulaşamamış olarak dönse de büyük bir coşkuyla karşılandı. Kral ve kraliçeden çeşitli ödüller aldı. Sırada 2. sefer vardı. Bu defaki görevi önceki gittiği yerlerde koloni kurmaktı. İspanya’nın Cadiz Limanı’ndan 25 Eylül 1493 tarihinde ayrılırken emrinde 17 gemi ve 1200 denizci asker bulunuyordu bu sayıya katılan göçmenler hariçti. Antil Adalarını dolaştı ve adaların günümüzde de kullanılan isimlerini ezanla kulaklarına okudu. Geride bıraktığı 39 arkadaşı öldürülmüştü .İçinde büyük bir öfke oluştu. Batı’nın yerlilere karşı asırlarca besleyeceği kinin ilk tohumları Kolomb’un kalbine düşmüştü işte. Hispaniola bölgesinde bir koloni kurdu.Orada kurulan koloni, Avrupa barbarlığını çok net bir biçimde göstermişti.

Kristof Kolomb 30 Mayıs 1498 tarihinde tekrar yola çıktı. Bu, onun üçüncü seferiydi. Bu defa daha da güneye indi. Venezuella yakınlarındaki Trinidad Adası’na ulaştı. Bu adayı ilk defa o keşfediyordu. Nihayet 4 Ağustos 1498 tarihinde ana karaya ulaşabildi. Kolomb, ana karayı bir hafta boyunca kıyıdan dolaştı. Bir önceki seferinde kurduğu bir koloniye geldiğinde durumu çok kötü buldu. İspanyolların yerli halka çok kötü davrandıklarını gördü. Zira tutumu İspanya’da da duyulmuş ve pek hoş karşılanmamıştı. Kral Ferdinand ve eşi Isabella, hemen harekete geçip bir yetkiliyi Kolomb’u getirmesi için görevlendirdiler. Gönderilen yetkili, 1500 yılında Kolomb’u zincire vurarak İspanya’ya teslim etti.

Bir süre sonra Kolomb affedilmişti. Üstelik kral ve kraliçe onu tekrar sefere yolladılar. Bu defa bir fark vardı.Ona parasal desteği keseceklerdi. Kolomb, bu seferinde, Orta Amerika sahillerini baştan aşağı gezdi. Ne yazık ki Pasifik Okyanusu’nu keşfedemedi. Kolomb son seferini 1502-1504 yılları arasında yaptı. Haiti’de ve Küba’da arka arkaya saldırılara uğrayan Kolomb, Kral Ferdinand tarafından görevinden son kez alındı. Hurdası çıkmış bir gemiyle Jamaika’ya ulaştı. Burada bir yıl kadar tek başına bırakılan Kolomb, eski kaptanlarından biri olan Diego Mendez tarafından İspanya’ya geri götürüldü. Kolomb, 1504’ün Kasım ayında İspanya’ya ulaştı. Kraliçe İsabella ise Kolomb’un gelmesinden üç gün önce ölmüştü. Kral Ferdinand, Kolomb’la hiç ilgilenmemişti.

Kristof Kolomb, 20 Mayıs 1506 tarihinde yalnız başına öldü. Ömrünün son yıllarını hasta olarak bir köşede geçiren Kolomb, hiçbir zaman yeni bir kıta keşfettiğini öğrenemedi. O hep Doğu Hindistan’a ulaştığını sanıyordu. Kolomb’dan önce de Amerika kıtasına gidilmişti ama o dönemlerde kimsenin aklında sömürme niyeti yoktu. Zaten Kolomb’un ön plana çıkmasının sebebi de buydu. O, “keşfedilen yerlerin zenginliklerinin keşfedene ait olduğu” fikrinin ilk uygulayıcısı oldu.

3000+ ABONE ARASINA KATILIN

Bültenimize Abone Olun, Birbirinden Güzel Yazıları Kaçırmayın!

Abone Olduğunuz için Teşekkür Ederiz.

Bir hata meydana geldi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here