Hayatın İçinden Gelen Bir Hayat Mesleği: Öğretmenlik

444

İnsanların çoğu “öğretmen” kavramına pek çok değişik anlamlar yüklüyorlar. Bu anlamlardan bazıları, öğretmenlerin duygusal olmayan, sadece kendilerine verilen görevleri yerine getirmekle yükümlü bireyler olduklarını; bazıları da öğretmenlerin canlı, sıcak ve çok kapsamlı bir anlayışa  sahip olduklarını dile getiriyor. Ancak genel olarak bu kavramı incelediğimizde aslında bir öğretmen; zeki, iyi bir eğitim görmüş, araştırmacı, koşullar ne olursa olsun bütün öğrencilerin başarılı olması için çalışan, sosyal yaşantıya önem veren, sözleri ve hareketleriyle erdemliliği yansıtan bir kişiliğe sahiptir.

Eğitim sistemlerinin esas amacı, kişileri yaşadığı toplumun ve dünyanın uyumlu bir üyesi haline getirerek onları çağın gerektirdiği bilgi ve becerilerle donatmaktır. Bu noktada yardımcı olacak ana özne de hiç kuşkusuz öğretmenlerdir. O nedenle öğretmenlik, yıllar boyunca herkesin dilinde kutsal bir meslek olarak dolaşmış ve böylece profesyonel meslekler arasında yerini de almıştır. Öyle ki böyle profesyonel bir mesleğe sahip bireylerin de profesyonel bir niteliğe sahip olması gerekir.

Bir meslek elemanı olarak öğretmen; bir bilim dalını, bir sanatı, bir tekniği veya belli bir bilgiyi öğretmeyi kendisine meslek edinmiş kimse olarak tanımlanır. Ama aslında bundan çok daha fazlasıdır. Nasıl mı? Hadi açıklayalım.

Bir arkeolog düşünün, değerli parçaları yeryüzüne çıkaran; bir mühendis düşünün, parçalardan bütün yaratan; bir mimar düşünün, o bütünü süsleyen; bir yenilikçi düşünün, onu sürekli geliştiren… Şimdi de tüm bunları aynı anda yapabilecek kadar güçlü ve bir o kadar da kıymetli birini düşünün. O ki toplumun içinden nice cevherler bulur, çıkartır, onları işler, bir araya getirir, süsler, geliştirir, ışıl ışıl yapıp topluma geri sunar.  Evet, o kişi öğretmendir.

Bu çerçevede baktığımızda öğretmenlik, tüm iş ve mesleklerin ötesinde çok ulvi bir meslektir. Öğretmenlik atama ile gelinen bir meslek değil, yürekten verilen, yıllarca unutulmayan bir değerdir. Ve sanıldığının aksine oldukça zorlu, bir o kadar da önem gerektiren bir meslektir. Atatürk’ün”Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır.” demesi, tüm bunların en güzel ifadesi olsa gerek.

Öğretmenlik mesleğinin inceliğini daha iyi anlamak için,mesleğin tarihini araştırmak faydalı olacaktır. Türkiye’de öğretmenlik mesleğinin kökleri, bin yıl öncesine giden uzun bir geçmişe dayanır. İlk çağlardan beri insanoğlu kendisine bir şeyler öğretenlere, evreni anlama ve algılama çabasına destek olanlara karşı bir saygı beslemiştir. İnsanoğlunun bilme ve öğrenme ihtiyacı onu çeşitli arayışlara yöneltmiştir. Bilen kişinin avantajları, bilmeyen kişinin bilmeye dair güdüsünü artırmış, bu da öğrenen-öğreten boyutuna daha sonra da öğrenci-öğretmen ilişkisi şeklinde bir kurumsal sürece geçişe zemin hazırlamıştır.

Bu tarihsel süreç, öğretmenlik mesleğinin önemini kavramamızda ve onun hayatın içinden gelen bir hayat mesleği olduğunu anlamamızda önemli bir referans oluşturmaktadır. Bu sayede öğretmenlik mesleği hem toplumsal yaşamda hem de insanların gönlünde önemli bir yere oturmuştur. Bunun devamlılığını sağlamak da öğretmenlerin en büyük görevidir.

4 YORUMLAR

  1. Öğretmenlik tabi ki her çocuğun hayatında olan ilk meslek. Çünkü gözlerini bu meslek ile açtıkları için herhalde. Öğrenmenin ve öğretmenin kutsallığı herkesi büyülüyor olabilir.

  2. Öğretmenlik profesyonel meslek kabul ediyoruz, fakat günümüzde birçok öğretmen kpss adı altında birçok farklı memurluklarda görev yapıyor. Polislerin bir çoğu artık öğretmen. Uzmançavuşlar desen keza öyle. Bence ülkenin en büyük sorunu ihtiyacından fazla mezun veriyor ve millet ortada kalıyor.

    • Sema Küçükay

      Evet, öyle bir durum mevcut. Teşekkürler yorumunuz için.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here