Gözaltı Ve Tutuklulukta Geçen Süre Hizmet Borçlanması

Sosyal güvenlik sistemimizde bir kısım borçlanma hallerine imkan tanınarak bu hallerin hesaplanacak prim borçlarının ödenmesi şartı ile sigortalılıkta geçtiğinin kabul edilmesi benimsenmiştir. Bu yazımızda sosyal hayatta pek bilinmeyen gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin borçlanılabilme imkanı değerlendirilecektir.

Öncelikle borçlanma hallerini düzenleyen 31.05.2006 tarihli 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ‘nun 41. maddesi’ nin 1. fıkrası “Bu Kanuna göre sigortalı sayılanların;

  1. f) Sigortalı iken herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan bu suçtan dolayı beraat edenlerin tutuklulukta veya gözaltında geçen süreleri,

kendilerinin veya hak sahiplerinin yazılı talepte bulunmaları ve talep tarihinde 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt ve üst sınırları arasında olmak üzere, kendilerince belirlenecek günlük kazancın % 32’si üzerinden hesaplanacak primlerini borcun tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödemeleri şartı ile borçlandırılarak, borçlandırılan süreleri sigortalılıklarına sayılır…” şeklindedir. Kanun koyucu gözaltı ve tutukluluk sürelerin anılan kanun hükmü uyarınca borçlanılabileceğini kabul etmiştir.

Kanuni düzenleme ve Yargı Kararları dikkate alındığında gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin borçlanılabilmesi için bir takım şartların varlığı gerekmektedir.

A-) GÖZALTINDA VE TUTUKLULUKTA GEÇEN SÜRELERİN BORÇLANILABİLMESİ İÇİN ÖNCELİKLE İLGİLİ KİMSENİN GÖZALTINA ALINMADAN EVVEL Kİ TARİHLERDE SİGORTALILIK KAYDININ BULUNMASI GEREKMEKTEDİR.

İlgili kimsenin gözaltına alınmadan önceki dönemde herhangi bir sigortalı olarak kaydının bulunmaması halinde bu borçlanma imkanından yararlanması mümkün bulunmamaktadır. Ancak burada ki kayıt Gerek Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları olabileceği gibi önceden sigortasız çalışılmış ve bu sigortasız çalışmaya ilişkin olarak Mahkemeler nezdinde açılan ve olumlu karara bağlanan kesinleşmiş davaların bulunması halinde de sigortalılık kaydının olduğu gözden kaçırılmamalıdır. Mahkemelerce sigortalılık tespitine ilişkin kararlar geçmişe etkili olarak hüküm ifade etmektedir.

Yargı organları gözaltına alınma ve/veya tutuklanma tarihinde fiilen sigortalı olma şartı aramamaktadır. Gözaltı ve/veya tutukluluk neticesinde hakkında beraat kararı verilen kimsenin haksız ve sebepsiz olarak alıkonduğu kabul edildiğinde; SGK tarafından kanunun dar yorumlandığının ve bu durumunun kabul edilemeyeceğine değinmek gerekmektedir. Zira kamu gücü tarafından sebepsiz ve haksız olarak alıkonulan kimse bu süre içerisinde çalışma hürriyetinden yoksun kılınmaktadır. Kimse istese dahi çalışamaz durumdadır. Çalışamama durumunun müsebbibi de kamu otoritesidir. Yine CMK’da düzenlenen Koruma Tedbiri Nedeniyle Tazminat maddeleri ve tazminata ilişkin yargı içtihatları incelendiğinde, koruma tedbirlerine maruz kalan kimse çalışmasa dahi asgari ücret üzerinden maddi tazminat hesabı yapılmaktadır. CMK da ki mantıkta kamu otoritesi tarafından haksız ve sebepsiz olarak alıkonulan kimsenin çalışması engellenmesi sebebiyle tazminata hak kazanması mantığıdır.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 18.03.2013 tarih ve 2013/59 E., 2013/5041 K. sayılı ve 06.03.2014 tarih ve 2013/9184 E., 2014/4889 K. sayılı ilamlarında “… herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınanlardan bu suçtan dolayı beraat edenlerin tutuklulukta veya gözaltında geçen sürelerinin borçlanma hakkından yararlanılabilmesi için evvelinden sigortalılık tescilinin yapılmış olması yeterli sayılmalıdır. Tutuklanma veya gözaltına alınma tarihinde ayrıca aktif sigortalı olunması gerekli değildir. ..” kararları ile gözaltına alınma ve tutuklanma tarihinde fiilen sigortalı olunmasına gerekmediğine karar vermiştir.

Eleştirel Yaklaşımımız; Kanun koyucunun gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin borçlanılmasına imkan tanıması vatandaşlar lehine olmakla birlikte, gözaltına alınma ve tutuklanma tarihlerinde sigortalı sayılma şartını araması bir takım haksızlığa sebebiyet vermektedir. Zira haksız ve sebepsiz olarak kamu otoritesi tarafından alıkonulan kimseler için gözaltı ve tutukluluk süresi boyunca herhangi bir şekilde çalışma imkanı verilmemektedir. Kimse çalışmak istese dahi gözaltı ve tutukluluk sebebiyle çalışması mümkün olamamaktadır. Bu sebeple bu sıkıntılı ve haksız durumun giderilmesi için kanuni bir düzenlemenin yapılması gerekmektedir.

B-) BİR SUÇTAN DOLAYI GÖZALTINA ALINAN VE/VEYA TUTUKLANAN KİMSE, İLGİLİ SUÇTAN BERAAT ETMESİ GEREKMEKTEDİR.

Gözaltında ve/veya tutuklulukta geçen sürelerin borçlanılması gözaltına alınmaya ve/veya tutuklanmaya sebep gösterilen suçtan beraat etmeye bağlanmıştır. Kanun koyucu kolluk ve yargı birimlerinin vatandaşları haksız olarak alıkoymasından dolayı vatandaşların mağduriyetini gidermek amacıyla bir takım imkanlar kabul etmiştir. Bu imkanlardan birisi 04.12.2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemaları Kanunu’nun 141 vd. maddelerinde düzenlenen Kuruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat ve diğeri 31.05.2006 tarihli 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ‘nun 41. maddesinde düzenlenen sigortalılık borçlanmasıdır.

Güvenlik güçleri ve yargı birimlerince bir suç şüphesiyle alıkonulan kimseler artık bu süre zarfında sigortalı olamamaktadır. Yani tabir caizse devlet ilgili kimsenin çalışmasına ve sigortalı olmasına engel olmaktadır. Bu sebeple bu süreler için borçlanılma imkanı getirilmiştir. İlgili kimse gözaltına alınmaya ve tutuklanmaya sebep gösterilen suçtan beraat etmesi halinde gözaltı ve tutukluluğun sebepsiz/haksız olduğu açığa çıkmaktadır. Bu durumda ilgilinin sebepsiz ve haksız olarak alıkonulduğundan bahsedilebilecektir. Mahkumiyetin varlığı halinde sebepsiz ve haksız bir alıkonmadan bahsedilemeyecektir.

C-) CEZA VERİLEN SANIĞIN ÖLMESİ ÜZERİNE HAKKINDA DÜŞME KARARI VERİLMESİ DURUMUNDA ÖLEN SANIĞIN YAKINLARI BERAAT EDEN SANIK GİBİ SİGORTALILIK BORÇLANMASINDAN YARARLANMASI GEREKMEKTEDİR.

 Bu başlık altında ceza yargılamasının devamı sırasında kişinin ölmesi halinde gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerin borçlanılıp borçlanılamayacağını belirtmek gerekmektedir. Ceza yargılaması kararın kesinleşmesine kadar devam etmektedir. Mahkumiyet ancak hükmün kesinleşmesiyle mümkün olmaktadır. Hüküm kesinleşmeden evvel kimse hakkında cezaya hükmolunsa dahi o kişi mahkum sıfatına taşımamaktadır. Hakkında hüküm kesinleşene kadar kişi masumdur (masumiyet karinesi). Masumiyet karinesi gereği bir kimse ölümden önce mahkum sıfatını taşımadığı hallerde yakınlarınca gözaltı ve tutuklulukta geçen sürelerin sigortalılık borçlanmasında kullanılması mümkündür.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 18.03.2013 tarih ve 2013/59 E., 2013/5041 K. sayılı ilamında “…tutuklu olarak yargılandığı ve mahkum olduğu ceza davası kararının temyizi safhasında; vefat etmesi nedeniyle mahkumiyet kararı kesinleşmeyen ve bu durumda hakkında açılan davanın ortadan kaldırılmasına karar verilen davacının murisi Aydın’ın, olması gerektiği sonucuna ulaşılan suçsuzluk halinin hukuki nitelik olarak, sosyal güvenlik ilkeleri ışığında, yukarıda belirtilen 5510 sayılı Kanunun 41/f maddesinde belirtilen “beraat” hükmünde değerlendirilmesi ve bu yönde davaya konu tutuklu kaldığı sürelerin borçlanılmasının mümkün olduğunun; aksinin idari ve adli olarak suçsuzluk karinesinin ihlali anlamı geldiğinin belirgin bulunmasına göre, ..” şeklinde verdiği kararla hakkında ceza verilen sanığın, karar kesinleşmeden ölmesi halinde yakınları tarafından gözaltı ve tutuklulukta geçen süreler için tıpkı beraat eden sanıklar gibi sigortalılık borçlanmasından yararlanabileceğine karar vermiştir.

Önceki İçerikTiyatronun Gülen Yüzü Adile Naşit
Sonraki İçerikAristo Mantığı Ve Eğitsel Yansımaları
Adana İli, Karaisalı İlçesinde 1990 yılında doğmuştur. Lise öğrenimi Karaisalı İlçesinde tamamlamıştır. Lisans öğrenimine 2007 yılında Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesinde başlamış, 2008 yılında yatay geçiş yapmak sureti ile Kayseri Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesinde devam etmiş ve 2011 yılında mezun olmuştur. Avukatlık stajını 2011-2012 yılları arasında Adana Barosu bünyesinde tamamlayarak 2012 yılında Avukatlık ruhsatnamesini almaya hak kazanmıştır. İlk olarak Muğla/Bodrum da icra müdür yardımcısı olarak yaklaşık 2 (2013-2015) yıl çalıştıktan sonra halen görev yaptığı Muş İli Hazine Avukatlığına (2015-…) atanmıştır. Uzmanlık alanları olan İcra ve İflas Hukuku, Taşınmaz Hukuku, Kamulaştırma Hukuku, Kamulaştırmasız El Atma Hukuku, Sigorta Hukuku, Tazminat Hukuku alanları ile ilgili çalışmaları bulunmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here