EYLEMSİZLİK

Eylemsizlik, sorunlarını çözmekten kaçmak, sorun hissettiğinde hızla uzaklaşmak ve sorunla yüzleşmemek için ertelemek, ertelemek ve ertelemek… Harekete geçmekte sizi isteksiz kılan insani bir eğilim. Öğrenilmiş çaresizlik, kendi kendinizi sabote eden iç konuşmalar, kısır döngüler ve pasiflik eylemsizliğin bileşenleridir denilebilir. Eylemsizlik, bir tür sorumluluktan kaçış şeklidir. Aynı zamanda, yeni seçeneklere tepki vermemek, soruna çözüm şansı tanımamaktır. Yaşamda belli durumlar için yapılacak bir şey olmadığına inanmak, zihninizin içine depresif düşüncelerin üşüşmesine ve öğrenilmiş olan çaresizlik duygusu ile baş başa kalmanıza yol açacaktır.

Eylemsizlik; içinizden gelen tek isteğin hiçbir şey yapmamak olması, öylece durmak, saatlerce aynı yerde, aynı şekilde kalmak. Bazen bu durum işinizde hep aynı pozisyonda kalmak, ilerlememek olurken bazen boğulduğunuz bir ilişkide adım atacak gücü bulamayış şeklinde kendini gösterir. Rüyalarınızda karabasan gördüğünüzü sanırsınız oysa o içinde bulunduğunuz çaresizlik algısıdır.  Tünelin sonundaki ışığı göremeyen bir yolcu misali ümitsiz bir şekilde öylece durursunuz. Durdukça daha çok durursunuz. Ruhunuz adeta felç olmuştur. Artık isteseniz de hiçbir şeyi değiştiremeyeceğinize kendinizi iyice inandırmışsınızdır. Durum kendini gerçekleştiren kehanet haline bürünmüştür. Durmadan sizi yıkan, ruhunuza iğneler batıran, içinizi eriten düşünceler üretir durursunuz. Bu olumsuz düşünce makinesi sizi zamanla daha da esir alır ve değersiz, yetersiz, boğulmuş, sıkkın, duygusuz, kendinden nefret eden hatta kendine acıyan, yorgun ve bitkin, iyice güçten düşmüş biri haline getirir. Bu çaresiz ruh hali sizi kölesi yaptıkça siz daha sadık bir hizmetkar olur ve onu memnun etmek için elinizden geleni yaparsınız, dışarı çıkmaz, arkadaşlarınızla görüşmez, sevdiklerinizle sizi kendinizi değerli hissettiren, size destek olacak kişilerle görüşmekten kaçınırsınız. Zevk aldığınız şeyleri yapmamakla kalmaz aklınızın ucundan bile geçiremezsiniz. Kendinize ne kadar yalnız, sevilmeyen biri olduğunuzu kanıtlamaya çalışırsınız. Bu kanıtlama durumu kendini hiçbir şey üretmeme konusunda da yaşanır. Sizi tatmin edici tüm eylemlerden elinizi eteğinizi çekersiniz. Uyuşukluk tüm benliğinizi sarar. Benliğiniz kendinizi algılayışınızdır. Tüm bu anlamsızlık, enerjisizlik halinden kurtulmak için önce içinde bulunduğunuz ruh halini bir bahçeyi betimler gibi betimlemeye ihtiyacınız vardır. Kurumuş çiçeklerinizi, ayıklanmaya ve beslenmeye ihtiyacı olan topraklarınızı gördükçe kendinize geleceksiniz.

“KENDİNE GELMEK” ifadesi öyle boşuna söylenmiş bir söz değildir. Kendine gelmek, benliğinin farkına varmak, içini görmek, algılayışını anlamak, dünyayı da kendinden gördüğünü fark ederek dünyaya baktığı pencerenin kirlerini silmek; çarpıtılmış algılarını gözden geçirerek bu algıların gerçekliğini test etmek…

Bunun içinse önce kıvılcıma ihtiyacınız vardır. Değişim için ihtiyacınız olan bu enerjiyi davranışlarınızdan alabilirsiniz. Sonra da bir kıvılcımın nasıl da büyüdüğüne tanıklık ederek içinizdeki gücü hissedersiniz. Davranışınızı değiştirmek düşünme biçiminiz üzerinde olumlu bir etki yaratarak daha iyi hissetmenize imkan sağlayabilir. Düşünme biçiminiz değiştikçe daha iyi hissetmek için duyduğunuz istek de artacaktır. Bu sayede eylemsizlik döngüsünün içinden çıkmanız kolaylaşacaktır. Kendi kendinizi harekete geçirmek canınızı sıkan iç konuşmalardan geçici de olsa sizi uzaklaştıracaktır. Hiçbir şey yapmadığınızda ise zihniniz olumsuz, yıkıcı düşüncelerle daha çok meşgul olacaktır. Sizi hapseden düşünce yumaklarından sıyrılıp kendinize kapı aralayarak içinize ışık girmesine imkan sağladığınızda ise başlangıçta sizin enerjinizi çeken çarpıtılmış düşüncelerin çoğunun yanlış, hatalı olduğunu fark edeceksiniz.

Bu farkındalık da sizin arınmanızı sağlayacak ve bir bir içinize işleyen, bu zamana kadar “kendinizi kandırmış olduğunuz gerçeği” ile yüzleştiren inançlarınızı yakalayacak, keşfedeceksiniz ve içinizden çıkararak ferahlayacaksınız.  Gücünüzün farkına bir kez vardığınızda ise bu durum sizde değişimin fitilini ateşleyecektir. Kısılmış olan umutlu ve gerçekçi iç sesinizin desibeli yükselmeye başladığında buzlarınız çözülmeye başlayacak ve eylemsizlik kendini harekete bırakacaktır

2 YORUMLAR

  1. Öncelikle yazınız için teşekkür ederim. Ancak sormak istediğim sorular var. Mesela bazen öyle anlar geliyor ki, eylemsizlik olarak tabir ettiğiniz durum bende çok oluyor. Hastalık olarak değil gayet sağlıklıyım ancak hiçbirşey yapmak içimden gelmiyor. Öylece boşluğa bakıp yatmak istiyorum. Yazıda farkındalık olarak nitelendirmişsiniz bu durumu. Farkındalık oluşturmak için eylemsizlik yapmak yeter mi sizce?

  2. Eylemsizlik olarak tabir ettiğiniz bulgular bende de var. Bazen bende kendi kendime soruyorum acaba ben kendimi mi kandırıyorum diye. Çok güzel yazı olmuş gerçekten. Yazıyı okurken kendimi gördüm. Tebrikler

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here